Hoşgeldiniz|Pazar, Aralık 17, 2017
Buradasınız: Home » Dr. Ali Yalçın » Omdurman’ı Gezerken

Omdurman’ı Gezerken 

Sağlık Bakanlığı’nın Dış İlişkiler birim yöneticileriyle beraber    bir grup hekim Sudan’ın   Güney Darfur eyaleti olan Nyala’ da TİKA tarafında yaptırılan ve devri de yapılmış olan Türk Hastanesi’nin son halini görmek, Sudan Sağlık Bakanlığı yetkilileriyle gerekli protokollerin ön hazırlığını yapmak üzere Sudan’ın Başkenti Hartum’dayız…

Bir fırsatını bulup Afrika’nin en büyük ülkesi Sudan Cumhuriyeti’nin baskenti Hartum’u geziyoruz… Nil Nehri’nin kıyısına asil bir görüntüyle yaslanan Omdurman’ı  daha doğrusu tarihi Omdurman Pazarı’nı şöyle hızlıca gezeceğiz… Malatya’dan Dr. İsa KAYA da beraberimizde… Türk Hastanesi’nin kurucu başhekimi unvanını taşıyor…

Yol boyunca dikkatimi neler çektiğini sorarsanız, Hartum’daki camilerle kardeşçe bir görüntü veren kilise, katedraller… Şehrin ana caddeleri 2-3 şeritli asfalt…  Diğer sokaklara gelince,  Çad, Kamerun, Libya, Nijer, Orta Afrika Cumhuriyet’nde  gördüğüm o tanıdık görüntüleriyle   toprak sokaklar… Nil’in üzerine Çin tarafından inşa edilen devasa bir köprü…

Üç tekerlekli Rakşa adlı araçlar geçiyor yanımızdan…

Pazardayız…

Pazar devasa bir alana kurulmuş… Afrika’nın tüm pazarlarıyla aynı görüntüler…Çin malları ağırlıkta.  Pazar yerlerinde çoğunlukla kadınlar yapıyor satışları… Her birimiz gönlümüzce fotoğraflar alıyoruz… Ta ki ben bir fotoğraf karesine sığmayacak olan bir görüntü yakalayıncaya kadar geziyoruz… O görüntü neydi? Altmış yaşlarında bir Sudanlı, perme perişan haliyle  bir gölgelikte uyuyakalmış. Olabilir… Ama asıl dikkati çeken şey bu adamın sattıkları. Toplam yedi adet ibrik. İbriklerin kulpundan ip geçirmiş,   ipi de ayak bileğine bağlayarak sermayesini garantiye almış… Öğrendiğim kadarıyla beş gündür tek ibrik satamamış.  İsa’yı kolundan çekiştiriyorum. İsa, diyorum bak, adam bütün sermayesi bu yedi ibriği ayağına bağlamış rahat bir uykuya dalıp gitmiş… Ya biz? Gerçekte bu ibrikler değerinde olan mal mülkümüzü Türkiye’de bırakmışız ama biz onları kalbimize ve aklımıza bağladığımız için mütemadiyen acaba ne oldu deyip duruyoruz… Üstelik bu adam gibi huzurlu uyuduğumuz da söylenemez! Bu ana şahitlik yapsın diye tam makinemi hazırlıyorum ki adam uyanıveriyor. Bizi umursamaz bakışlarla süzüyor. Bu bakışlarda erdem, minnetsizlik var. Biraz da bize acıma… Fotoğrafı çekemiyorum… Neden çekemedim halen düşünüyorum da bu kare fotoğrafa sığacak cinsten değildi. Hafızalarımızda yaşamaya devam edecek…