Hoşgeldiniz|Salı, Mart 19, 2019
Buradasınız: Home » Haberler » Malatya Tabip Odası, İl Sağlık Müdürlüğü ve İnönü Üniversitesi Olarak Düzenlenen 14 Mart Tıp Bayramı Programında Tabip Odası Başkanımız Dr. Öğrt. Üyesi Erol KARAASLAN, Odamız Adına Konuşmalarını Gerçekleştirdi.

Malatya Tabip Odası, İl Sağlık Müdürlüğü ve İnönü Üniversitesi Olarak Düzenlenen 14 Mart Tıp Bayramı Programında Tabip Odası Başkanımız Dr. Öğrt. Üyesi Erol KARAASLAN, Odamız Adına Konuşmalarını Gerçekleştirdi. 

Bütün dünya ülkeleri, farklı tarihlerde, kendileri için anlamlı bir olayı başlangıç belirleyip TIP Bayramını kutlamaktadırlar. Örneğin ABD’de ameliyatlarda genel anestezinin ilk defa kullanıldığı 30 Mart 1842 tarihi; “Doktorlar Günü” olarak kutlanmaktadır.

Ülkemizde ise Tıp Bayramı kutlama tarihi çok anlamlıdır. Çünkü 1919 yılının 14 Martında; işgal altındaki İstanbul’da İstanbul Üniversitesi Tıbbiye 3. Sınıf öğrencisi Hikmet Boran önderliğindeki tıp okulu öğrencileri, işgali protesto için toplanmış ve dönemin ünlü doktorları da destek vermiştir. Böylece ilk Tıp Bayramı, tıp sektöründe hizmet edenlerin yurt savunma hareketi olarak başlamıştır. Bu nedenle 100. Yılını kutladığımız 14 Mart Tıp Bayramı biz hekimler için işgali kabullenmeyen milli duruşun, bağımsızlığın bir ifadesidir.

2003 yılından itibaren yürütülen politikalar, sağlık tesislerinin fiziki yapılarındaki iyileştirmeler, son model tıbbi cihaz ve donanımlarla gerçekleştirilen hizmet sunumu, sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırılmış daha nitelikli sağlık hizmetlerinin sunulmasını sağlamıştır. Bu değişim ve gelişmeler, sağlık hizmetlerinden duyulan memnuniyeti önemli ölçüde arttırmıştır. Bu artışta hekimlerin katkısının azımsanamayacak ölçüde olduğu açık bir gerçektir.

Sağlık hizmetinin lokomotifi konumunda olan hekimler olarak; sağlık hizmetlerinde daha ileriye gidebilmek, insanımıza en uygun, en etkin ve en hızlı tedaviyi sunabilmek temel hedefimizdir. Hekimliği sadece bir meslek olarak değil; bir yaşam biçimi olarak kabul ediyor ve mesai saati bilmeden çalışmayı, fedakârlık yapmayı insanımıza verdiğimiz değerin naçiz birer göstergeleri olarak görüyoruz. Yaptığımız tüm bu çalışmalarımız esnasında çözüm bulunmasını talep ettiğimiz şu sorunlara ve önerilerimize değinmek istiyorum:

Büyük bir özveri ve fedakarlıkla çalışırken, sağlık çalışanlarına şiddet olaylarını hiçbir şekilde kabul edemiyoruz. Sağlık ve şiddet kelimelerinin yan yana telaffuz edilmesini bile tasvip etmiyoruz. Uzun zamandır var olan sağlık çalışanlarına uygulanan şiddet son zamanlarda zirve yapmıştır. Bu tür saldırılar özveri ile çalışan değerli hekimlerimizin mesleki aşkını ciddi olarak yaralamaktadır. Eminiz ki; bu durum kamu vicdanını da rahatsız etmektedir. Üzülerek ifade edebiliriz ki can güvenliği sağlık çalışanlarının en büyük sorunu haline gelmiştir. Hekimlerimizin hastalara

Yaklaşımındaki en temel ilkesi önce zarar vermemektir. Vatandaşlarımız müsterih olsunlar ki; hiçbir hekim hastasının kılına zarar gelmesini istemez..

Devletimizin Tüm yetkili mercileri tarafından sağlık çalışanlarına yönelik her türlü şiddetin karşısında durulmasını, sıfır tolerans gösterilmesini istiyoruz. Hükümetimiz tarafından zaman içinde bu konuda düzenlemeler yapılmış olsa da daha caydırıcı yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğu gerçektir.

Acil servislerdeki yoğunluk hepimizin malumudur. İl merkezindeki tüm hastanelerin acil servislerine 24 saatte başvuran hasta sayısı 4.000, 4.500 leri bulmaktadır. Bu hastaların büyük bir kısmının aslında polikliniklerde tedavi edilecek hastalar olduğu; acil servise başvuran bu poliklinik hastalarının gereksiz kalabalıklara neden olduğu ve belki de hayati hastalığı olan kişilerin tanı ve tedavilerinin gecikmesine neden olabileceği her platformda dile getirilmektedir.

Sağlık hizmeti sunumu esnasında uygulanan performans sistemi bizlerde ciddi motivasyon azalmasına sebep olmaktadır. Performans sisteminde iyileştirme ve düzenlemelerin yapılması, özellikle yapılan işlemlerin risk durumlarına göre değerlerinin arttırılmasının faydalı olacağı kanaatindeyiz.

“Satranç oynayabilir, sporcu olabilir, lokanta açabilir” şeklinde ifadeler içeren rapor talepleri başta aile hekimlerimiz olmak üzere tüm branşlardaki hekimlerimizi ciddi oranda meşgul etmektedir. Hangi hallerde sağlık raporu isteneceği ilgili mevzuatlarla sabitken, keyfi uygulamalar nedeniyle sağlık raporu istenmesi, diğer hastalarımıza ayırmamız gerekenden zamandan çalmakta ve bu durum hem hastamızda hem de bizde mağduriyete sebep olmaktadır.

Aile hekimlerimiz için hekim başına 3000 nüfus hedefinin koyulması ve bunu gerçekleştirmek için sıfır nüfuslu yerlerin açılmasını doğru bulmakla beraber, bu uygulamaya bağlı olarak aile hekimlerinin ödeme yönetmeliğinin değiştirilmemiş olması nedeniyle hekimler arasında mağduriyetler yaşanmaktadır.

Hastanelerde randevu sisteminin uygulanması ile beraber 10 dakikada bir hasta muayene etmemiz beklenirken; randevu dışı hastaların da başvurması ile beraber her gün 80-100 hasta muayene etmek zorunda kalmak bizlerde motivasyon düşüklüğüne sebep olmaktadır.

Sağlıkta ülkemiz çok güçlü beşeri sermayeye sahiptir. Buna rağmen sağlıkta kullandığımız yüksek teknolojide dışa bağımlıyız. Bu nedenle yerli ve milli sermaye ile bir an önce milli bir üretim atağına geçmek zorundayız.

Tıp camiası olarak tedavi noktasında ki gayretlerimiz, doğal ve sağlıklı beslenme politikaları ile desteklenmezse sağlıklı bir toplum hedefine ulaşmamız mümkün değildir. Halkımıza sunulan gıda maddelerinin sağlıklı olması için üretim aşamasında alınacak tedbirler çok önemlidir.

Diğer önemli bir konu ise eğitimdir. Okullarımızdaki eğitim müfredatına sağlıklı ve doğal beslenme konulu dersler konulmalı ve zorunlu ders kapsamına alınmalıdır.

Malatya Tabipler Odası olarak; ülkemizin sağlık hizmet sunumundaki ilerlemesini, 2023 vizyonu çerçevesinde sağlıkta en üst seviyelerde yer almasını kendisine şiar edinmiş ve hastası için fedakarlıktan asla kaçınmayan hekimlerimiz başta olmak üzere tüm sağlık çalışanlarımızın 14 Mart tıp bayramını kutluyorum.