Hoşgeldiniz|Çarşamba, Ekim 17, 2018
Buradasınız: Home » Doç. Dr. Hakan Parlakpınar » EVET, DOKTOR BEY…

EVET, DOKTOR BEY… 

EVET, DOKTOR BEY…

Tıp Fakültesi Dönem III de iken; saat 8:30 da başlayacak derse 5 dk erken gelen bir hocamdan ders içerisinde hiç de alışık olmadığım tiz sesli ama kalın manalar ile sarılmış bir hitap cümlesi duyunca gerçekten çok şaşırmıştım: “Evet, doktor bey siz söyler misiniz lütfen” Aman Allah’ım! Bu nasıl bir cümle? Daha önceleri çoğu zaman “çocuklar” daha nadir de olsa “arkadaşlar” hitabına mazhar olmuş bizlere ilk defa doktor olduğumuzu/olacağımızı ima eden, teşvik eden ve aidiyet hissi doğmasına sebep olan bir cümleydi bu. Her ne kadar spontane bir cümle olsa da; kişinin iç dünyasını yansıtan, oldukça kibar ve cesaretlendirici ve altında bir o kadar da iletişim becerisi çağrıştıran ve o kişide artık bir davranış biçimi olduğunu düşünmeme sebep olan bir cümle.

Daha sonraları iletişim becerileri, etkili sınıf yönetimi ve iyi sunu becerileri gibi konularda araştırmalar yapan birisi olarak dikkatimi çeken ortak noktalar hedef kitlenize pozitif cümlelerle başlayın, konuya gereksinimlerini hissettirin, teşvik edin, cesaretlendirin ve aidiyet hissi aşılayın gibi kavramlar olmuştur.

Eğitim hayatımız boyunca pek çok hocadan pek çok örnek davranışlar ve güzel sözler bazen de kötü davranışlar ve çirkin sözler kimlik gelişimimizde ve mesleğe bakışımızda hatta en önemlisi belki de fakülte sonrası tercihlerimizde ister istemez etkili olmaktadır. Ne yalan söyleyeyim ilk başta doktor olduğumuzu/olacağımızı ifade eden bu cümleyi duyunca hemen öz eleştiri yapıyor insan ve kendinizi hasta karşısında hayal edip dalıyorsunuz, belki telaşlanıyorsunuz. Sonra henüz 3. sınıf öğrencisi olduğunuz gerçeği ile uyanıyor ama daha bir ciddiyetle işinize sarılıyorsunuz ve keşke Dönem I’de iken bu deneyimi yaşasaydım deyip hayıflanıyorsunuz. Bu açıdan kendimi şanslı hissetmekle beraber (ben ve staj grubu arkadaşlarımın hatta sınıf arkadaşlarımın, azınlık da olsa farklı hocalardan işittiği “siz TUS’u kazanacağınızı mı sanıyorsunuz (ki, o staj grubumuzun tamamı uzmanlığı kazandı)”, “siz zurnanın son deliğisiniz” “sen söyle”, “yapmaya mecbursunuz” gibi suçlayıcı ve aşağılayıcı ifadeler de maalesef kötü iletişim örnekleri olarak hafızalarımıza kazınmıştır.

Sağlıklı bir iletişim için sözlü ve sözsüz iletişim türleri, hedef kitle, eğitim ve zaman yönetimi, ses rengi ve tonu, etkin dinleme, güdüleme, disiplin modelleri, ifade etme, empati, beden dili, iletişim engelleri ve sorunlarla baş edebilme yöntemleri gibi kavramlar çok iyi bilinmelidir. Kişi (öğrenci, asistan, hasta, arkadaş, eş, meslektaş vb), zaman (mesai içi ve dışı gibi) ve mekan (sınıf, servis, ameliyathane, hususi oda gibi) durumlarına göre değişmekle beraber; bazı durumlarda kişiye ismi ile hitap ederken; bazı durumlarda ismin sonuna bey/hanım takıları eklenmesi gerektiği hatta bazı zamanlar da aradaki statüsel mesafeyi kaldırmak için arkadaşlar demek gibi ince düşünülmüş cümleler ve gerekçeleri yazılı ve görsel dokümanlarda mevcuttur. Öğrencisi ile etkin iletişim sergileyip, hastası ile ya da asistanı ile sorun yaşayan ya da tam tersi durumlarda bulunan hekimlerin etkin ve verimli iletişim içerisinde olduklarından bahsetmek maalesef ki, mümkün değildir. Bu açıdan yazılan ve anlatılan bilimsel doğruların bir davranış kalıbı olması için çalışılmalıdır. Bilindiği üzere eğitimin yaşı olmadığı gibi, eğitimlinin de benim eğitimim bitti dediği vaki olmaz ve olmamalı!

Tüm dünyada Tıp eğitiminde öğrenciyi bir an evvel hastane ve hasta ile buluşturma çabaları daha çok öğretim boyutunda kalmakta ve açıkçası pek de maliyetli olmakta iken; kişinin mesleki anlamda benlik duygusunun gelişiminin ve aidiyet hissinin ötelenmemesi için doğru iletişim yollarının ve kanallarının kullanılması maalesef ki, yeterince sağlanamamaktadır. Bu yazıdaki amacım sağlıklı iletişim becerilerine sahip hekimler yetiştirilmesi gerekliliğinin altını çizmek olduğu kadar; hekimlik hayatına atıldıktan sonra da bu sürecin devam etmesi gerektiğini hatırlatmaktır.

Son olarak, bu yazıya ilham olan değerli hocam ve Malatya Tabip Odası’nın  Onur Kurulu Üyesi Prof. Dr. Nasuhi Engin AYDIN’a, yeni görev yeri olan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalında başarılar ve bir ömür boyu mutluluklar dilerken; yüzümde buruk bir tebessümle dudaklarım “Evet, doktor bey…” cümlelerini söylüyor.