Hoşgeldiniz|Pazar, Temmuz 22, 2018
Buradasınız: Home » Prof. Dr. M. Cengiz Yakıncı » ÇOCUKLARDA KONTROLSÜZ GÜÇ

ÇOCUKLARDA KONTROLSÜZ GÜÇ 

BEŞ YAŞ ALTI ÇOCUKLARDA KONTROLSÜZ GÜÇ

“Kontrolsüz güç, güç değildir.” Bir reklam sloganı olarak hepinizin kulağına en az bir kez çalınmıştır bu söz. Sözün özünde doğru yönetilemeyen gücün faydasız, hatta bir adım öteye gidersek zararlı olduğu düşüncesi hâkim. Bedenin sağlıklı ve güçlü olması arzu edilen bir durumdur ancak beden gücünün iyi yönetilememesi olumsuz durumlara yol açabilmektedir.

Bu söz daha çok, kuvvetli, zinde ama gücünü iyi yönlendiremeyen ve istenmedik durumlara yol açan yetişkinler için kullanılsa da işin bir de çocuklar açısından ele alınması gereken bir boyutu var. Tıpkı güçlü, kuvvetli yetişkinler gibi özellikle beş yaşından küçük ve bir yaşından büyük çocuklarda inanılmaz bir motor, yani hareket gücü vardır. Bu yaş grubundaki çocukların bedenleri oldukça aktiftir ancak olayları kavrama güçleri zayıftır. Dolayısıyla hareket sistemini bilinçli olarak kontrol edebilme kabiliyetleri gelişmemiştir.

Peki bu durum nelere yol açmaktadır?

Konuya yaşanmış örnekler üzerinden baktığımızda üzücü onlarca tablo çıkıyor karşımıza.

Annesiyle birlikte yaz tatilinde anneannesini ziyarete giden iki buçuk yaşındaki Azra, anneannesinin bahçesinde oynarken tarım amaçlı yapılan sulama havuzunda boğuldu. Tüm canlıların yaşam kaynağı olan su, ne yazık ki minik bir cana mal oldu. Azra, oldukça hareketli, yerinde duramayan, kıpır kıpır bir çocuktu ama maalesef aramızdan ayrıldı.

Annesinin temizlik yapmak için hazırladığı deterjanlı su dolu kovaya düşen bir yaşındaki Furkan, yoğun bakım servisine kaldırıldı. Furkan, hayatı keşfetmek isteyen yaşam dolu bir çocuktu, hayatı keşfetmeye çalışırken deterjan dolu bir kovaya düşmesi yoğun bakımla tanışmasına neden oldu.

Bir diğer hikâye, zehirlenmeler… Kola şişesine konulan tarım ilacını kola zannederek içen dört yaşındaki Enes, yoğun bakımda yaşam mücadelesi veriyor.

İlaç zehirlenmelerini de çokça duymuşsunuzdur.

Dedesinin açıkta bulunan renkli haplarını şeker zanneden iki yaşındaki Yusuf, ilaç zehirlenmesi nedeniyle yoğum bakımda. Komşunuzdan, akrabalarınızdan, basından duyduğunuz sıradan zehirlenme öykülerinden sadece birisi Yusuf’un yaşadığı olay.

Bir diğer hikâye özellikle kırsal bölgelerde çok sık rastlanan damdan düşen çocuk öyküleri.

Evlerinin damında oyun oynayan beş yaşındaki Berban,  yaklaşık üç metre yüksekliğindeki  damdan düştü. Ağır yaralanan çocuk, devlet hastanesine kaldırıldı.

Başka bir haber metninde aynı olay farklı bir çocukla çıkıyor karşımıza. Aşırı sıcak nedeniyle ailesiyle birlikte evlerinin damında uyuyan Sena, su içmek için kalktı. Sena damdan inmek isterken dengesini kaybederek düştü ve ağır yaralandı.

Araç içi kaza hikâyeleri de sıklıkla duyduğumuz konulardan bir diğeri. Seyir halinde bulunan otomobilde, direksiyondaki babasının kucağına aniden atlayan üç yaşındaki Bünyamin, kazaya neden oldu. Babanın çarptığı genç, olay yerinde öldü.

Her biri farklı öyküler. Suda boğulma vakaları, ev içi kazalar, damdan düşme vakaları, araç içi kazalar vs. İsimler farklı, aileler farklı, olayın yaşandığı bölgeler farklı ancak sonuç hep aynı. 1-5 yaş arası, henüz motor gücünü kontrol etmeyi öğrenmeye çalışan ve çalışırken hayatları tehlikeye giren ya da ölen çocukların hikâyeleri bunlar. Yani çocuklar için de kontrol edilmeyen güç, güç değildir diyoruz.

Bu hikâyelerin sıfıra indirilmesi mümkün mü? Elbette tamamen ortadan kaldırılabilmesi mümkün değil ancak yaşanan bu olumsuz durumları en aza indirmek bizim elimizde. Bunun için yapılabilecek en faydalı çalışma, çocuk sahibi olmak isteyen anne ve babalara verilecek eğitim ve sonrasında yeterlilik kazanmış ebeveyn adaylarına “Çocuk Bakım Sertifikası” vermek olacaktır.

Anne ve baba olmak sanıldığı gibi doğuştan gelen, içgüdüsel olarak kazanılan bir vasıf değildir. Eğitimle kazandırılabilecek bir vasıftır. Nasıl ki bir araba kullanabilmek için ehliyet alıyorsak ya da elektronik bir cihazın kullanma kılavuzuna bakıp nasıl çalıştırıldığını öğreniyorsak benzer şekilde çocuklar için de bakım kılavuzlarına sahip olmamız gerekiyor.

Pek tabii çocuklarımız bir cihaz değil, kullanma kılavuzları olamaz ama doğru bakımın nasıl yapılması gerektiği öğrenilmeden, gelişim durumları, beden yapıları, ihtiyaçları bilinmeden öylesine yapılan bir anne-baba bakımı da istenmeyen durumların ortaya çıkmasına davetiye hazırlayacaktır. Üstelik böyle bir durumda, tamir edilmesi mümkün olmayan, geri dönülmesi imkânsız sonuçlar çıkacaktır karşımıza.

Anne ve baba olmak isteyen çiftlere, bu kurslarda çocuğun gelişim dönemleri, büyüme döneminde karşılaşacakları sorunlar, çocukluk dönemi kazaları, kaza görüntülerini içeren videolarla, görsellerle vb. materyallerle anlatılıp ebeveyn olmaya hazırlanabilir ve ilerleyen dönemlerde çocuk sahibi oldukları zaman oluşabilecek olumsuz durumlar, kazalar en aza indirilmiş olur.

Çok fazla gündeme getirilmeyen, önemsenmeyen anne-baba okulları diyebileceğimiz böyle bir organizasyonun, Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı koordinatörlüğünde belediyelerle işbirliği halinde yapılmasının çok olumlu sonuçlar doğuracağı kanaatindeyim. Bu şekilde yapılacak bir uygulama sayesinde eğitilen çiftler; kazalar, boğulmalar, zehirlenmeler vb. durumlara karşı daha bilinçli ve uyanık olacak ve dolayısıyla yüzlerce çocuk ölümünün de önüne geçilebilecektir.