Hoşgeldiniz|Pazar, Ekim 22, 2017
Buradasınız: Home » Haberler » 20.01.2016 TARİHİNDE DOÇ. DR. NESRİN SİS BİLİM DİLİ OLARAK TÜRKÇE SEMİNERİNİ SUNDU.

20.01.2016 TARİHİNDE DOÇ. DR. NESRİN SİS BİLİM DİLİ OLARAK TÜRKÇE SEMİNERİNİ SUNDU. 

BİLİM DİLİ  OLARAK TÜRKÇE

 

Doç.Dr. Nesrin SİS

 

Ulusal kimlikle özdeş olan kültürün, temel yapıtaşlarından biri şüphesiz dildir. Kültürel birikimin korunup geleceğe aktarılmasında, en önemli araç yine dildir. Ülkemizde, ulusal kültürümüzün öğrenilip geliştirilmesi ve küreselleşen dünyada yerini koruması için herşeyden önce dilimizin özenle, doğru, temiz ve güzel kullanılması gerekmektedir.Türkçe, tarihiyle, yapısıyla ve söz varlığıyla bir bilim dili olma niteliklerinin hepsine sahiptir.

Bir dilin sözvarlığı denince, yalnızca o dilin sözcüklerini değil, deyimlerinin, kalıp sözlerin, atasözlerinin, terimlerinin ve çeşitli anlatım kalıplarının oluşturduğu bütün anlaşılır. Değişik din, dil ve kültür çevreleriyle kurulan ilişkiler Türkçenin sözvarlığını önemli ölçüde etkilemiştir.

Tarihi gelişim süreci içinde çeşitli kültür ve dillerle etkileşimde bulunan Türk dilinin söz varlığı pek çok yabancı unsurla dolmuştur. Önce Arap ve Fars dillerinin; Tanzimatla birlikte Fransızcanın,  yoğun   etkilerine maruz kalan Türkçe, Dil devrimi ile  “sadeleşme” safhasına girmiştir. Bu dönemde pek çok yabancı sözün yerine yeni “Türkçe” karşılıklar getirilerek kullanılmaya başlanmıştır.

Günümüzde ise Türkçenin sözvarlığı özellikle ingilizceden giren yüzlerce sözcükle kuşatılmış  durumdadır. Teknik gelişmeler sonucu toplum hayatına giren bir takım araç gereç adlarının –televizyon, disket, kamera, video vb.- yabancı adlarla dilde yerleşmiş olması bir dereceye kadar makul karşılanabilirse de; Türkçe karşılığı olan pek çok sözün, ısrarla yabancı (İngilizce) sözlerle ifade edilmesine ve Türkçe kelimelerin İngilizce eklerle kullanılması konusuna getirilebilecek hiç bir mantıklı açıklama yoktur. Bunların büyük bir çoğunluğu medya vasıtasıyla genel dile yayılmış ve yerleşmiş durumdadır. Türk Dil Kurumu bu sözcükler için önerdiği uygun karşılıkları basın organlarına ilettiği halde, fark edilir bir değişme henüz gözlemlenmemiştir. Bir kaç örnek vermek gerekirse: “air conditioner veya kısalmış şekliyle: AC: ey si” (havalandırma); “by-pass” (damar aktarımı); “fast-food” (hazır yemek); “full-time” (tam gün); “part-time” (yarım gün); “periyodik” (süreli, dönemli); “referandum” (halk oylaması); “chat room” (sohbet odası);… vb.gibi sözlerin,  hemen hergün, herhangi bir yazılı basın aracında görülmesi artık kanıksanmış bir durumdadır. İngilizce sözcüklerin Türkçe ek veya fiillerle kullanıldığı ; “forwardlamak” (aktarmak);  “invite yapmak” (davet etmek); “e-maillemek” (el-mek göndermek), vb. gibi kullanımların yazılı basında bilinçsiz bir ısrarla artması, medyadaki dil kirliliği seviyesi için “yozlaşma”  boyutunu düşündürmektedir.

Yabancı sözcük kullanımının bu denli benimsenmesinin ve yayılmasının temelinde “ana dil  bilinci ve sevgisinin eksikliği, ana dile karşı takınılan ilgisiz tavır, yabancı hayranlığı, özenti” gibi sebeplerin bulunduğu söylenebilir. Sebep her ne olursa olsun, görünen odur ki, bu tür  kullanımlar, Türkçenin gelişmesini engellemekte ve ifade gücünü her  geçen gün biraz daha kısırlaştırmaktadır.

hızlı toplumsal değişmeler, eğitim yetersizliği anadil sevgisi ve bilincinin eksikliği, dilbilgisi ve yazımla ilgili genel kabullerin henüz yerleşmemiş olup, birtakım belirsizliklerin halen devam etmesi, yabancı dille eğitim ve yabancı dil kullanma özentisi vb. gibi konular Türkçenin üzerindeki olumsuz etkilerdendir. Bu durum karşısında kapsamlı ve ciddi bazı önlemlerin alınması gerekir. Alınacak önlemlerin, amaca uygun ve geçerli olmasını sağlamaya yönelik başlıca önerileri şu birkaç noktada toplamak mümkündür:

  1. Türkçeyi sevdirme temelinde, Türkçenin doğru, güzel kullanılmasını sağlamaya yönelik bir ulusal dil politikası uygulanmalıdır.
  2. .Toplumun her kesimi ulusal dil bilinci ile Türkçeyi doğru ve güzel kullanmaya teşvik edilmelidir.

3.. Türkçe öğretimine gereken önem verilmelidir.Türkiyede hemen her öğretim kademesinde Türkçe dersi hafife alınmaktadır. Okullardaki müfredat programları ile sınırlandırılmış Türkçe öğretimi hedefine ulaşmış değildir. Öğrenilen bilgilerin uygulamaya aktarılması büyük ölçüde ihmal edimektedir. Söyleyişle ilgili hataların temelinde de aynı ihmal söz konusudur. Amaca uygun ve doğru konuşup yazmak, Türkçe öğretiminde üzerinde titizlikle durulması gereken beklentilerden biri olmalıdır. Bu doğrultuda okullardaki dil öğretimi programları alanın uzmanları tarafından yeniden gözden geçirilmeli, Türkçe ve edebiyat öğretmenlerinin de daha iyi yetişebilmesi için her türlü tedbir alınmalıdır

  1. Yabancı dil öğretme ile yabancı dille eğitim konularının birbirinden ayrıştırılması konusunda sağlıklı bir yöntem izlenmeli her iki alanın da sınırları ve amaçları netleştirilmelidir

 

  1. Yazılı, sözlü ve görsel basın vasıtasıyla Türkçeye dolan yabancı sözcüklerin dilimiz için önemli bir tehdit olduğu gerçektir.Bu konuda gereken duyarlılık gösterilerek basın yayın araçlarında Türkçe sözcüklerin kullanılmasını benimsetecek ve Türkçeyi düzgün kullanmaya özendirecek yöntemler bulunmalıdır.
  2. Yabancı kelimelerin yazımı ile ilgili bir standart belirlenmelidir.
  3. Basın kanunda yazılı, sözlü ve görsel basınla beraber, sanal basının ilkeleri de Türkçenin kullanımı açısından belirginleştirilmelidir.